Eyl.25

Az Konuş, Öz Konuş

Konuşamıyorum. istediğim gibi rahat ve istediğim cevapları hemen düşünüp servis edemiyorum.
Az mı kitap okudum ne? Bilemiyorum. Ya da gerekli çözüm sonucu bende yok mu bilemiyorum. Çözmem
gereken hayati bir sorun. Diplomaside, siyaside çok önemli. Dediğim şey ağız kalabalığı değil
Az konuş, Öz konuş olayı.

Geçen görmüşsünüzdür. Japon imparatorunun makamını, ne kadar mütevazı duruyor. Hz Ömer tevazulu
biriydi. Biz mi müslüman görünümlüyüz? Soruyorum. 100 yılda mı bu kadar eksik kaldık. Yoksa
Osmanlının son zamanları buna dahil mi? Elbette Osmanlının son zamanları buna dahil. Gerekli hayati
şartlar sunulamadı. Fakat dibin dibide var.

Bâtınî İlimler

Ağu.12

Abdulmetin Balkanlıoğlu’nun Kendi Dilinden Özgeçmişi

“1958 yılında Çorum Sungurlu’da doğdum. Babam öğretmendi. Daha doğrusu eğitmen idi. Yani o zamanlar çocukları 3. sınıfa kadar okutanlar vardı ki, benim babam da böyleydi. Ben de babamın talebesiydim. Babam önceleri komünist idi. Zamanına göre okumuş bir insandı ve okurdu. Bir derviş geldi köyümüze ve o cahil derviş, okumuş babamı etkiledi, babam da derviş oldu. Böylece Milli Nizam hareketinin içinde yer aldı, kurucularından oldu. Babam vaiz ve kaymakam olmamı isterdi. Ama ikisi birden mümkün değil; ben vaiz oldum, kardeşim de kaymakam. Böylece babamın isteği de bir şekilde yerine gelmiş oldu.

İmam hatip lisesi mezunuyum. Akıncılar ve M.T.T.B’de bulundum, siyasi ve kültürel açıdan yetişmeme bu iki ocak sebep olmuştur. Hemen her kesimle birlikte oldum. Bu çerçevede ülkücülerle de, Risale-i Nur grubunun okuyucuları ile de birlikte oldum.

Bâtınî İlimler

Tem.17

Yaş 63, bu gidiş nereye?

Merhaba, geçen Abdulmetin Balkanlıoğlunun dehşet konuşmasını izledim. (Buradan bakabilirsiniz) Konuşmasının arasında, ölümlerin sayısının yaşlı, genç, bebek gibi yaş olarak kısımlara ayırırsak neredeyse birbirine denk geldiğini araştırmalardan öğrenmiş.

Şu aklıma geldi. Üç aylık çocuğunu kucağına alarak Resulullah’a (s.a.v.) gelen ve onu nasıl eğiteceğini soran bir sahabeye Kainatın En Değerli Varlığı (s.a.v.) ‘‘Çok geç kalmışsın; eğitim anne karnında başlar’’ buyuruyor.

Bir diğer hadiseye bakalım.

Mezhep imamımız İmam-ı A’zam hazretlerinin babası Numan Hazretleri, gençliğinde bir ark kenarında abdest alıyordu. Abdeste başlayacağı zaman ark sularına kapılıp gelen bir elma gördü. Elmayı, nereden geldiğini ve haram veya helal olup olmadığını düşünmeden bir defa ısırdı. Hemen hata ettiğini ve mutlaka elmanın sahibini bulup helal ettirmesi lazım geldiğini düşündü; Sonra suyun geldiği tarafa doğru git­meye başladı. Elma elinde olduğu halde araya araya elmanın düştüğü bahçeyi ve sahibini buldu.

Bâtınî İlimler

Tem.15

Kendine nasıl müslüman diyebilirsin?

Abdulkadir Geylani hazretlerinin Cilalül Hatır adlı kitabının on beşinci sohbetinde geçen bahsi anlatayım.

Oğul! Sen henüz müslümanlığını bile sağlamlaştırmadan nasıl mümin olacaksın? İmanını sağlamlaştırmadan nasıl yakin sahibi olacaksın? Yakinini bile olgunlaştırmadan nasıl arif ve veli olacak, abdal zümresine katılacaksın. Marifet, velayet ve abdallığını sağlamlaştırmadan nasıl Rabbini seven, kendi varlığından büsbütün sıyrılan ve sadece O’nunla var olan bir kul olacaksın?

Kitap ve sünnette uygulaman gereken nice hükümler varken ve sen bunlardan hiçbirini uygulamamış ve onlara tabi olmamış iken kendine nasıl müslüman diyebiliyorsun?

Bâtınî İlimler

Tem.10

Ebu Hayseme – Davamızın Ciddiyetini Gösteren Hadise

Kimdir Ebu Hayseme? O bir sahabedir. Uhudda, Bedirde savaşmış fakat Tebük seferiyle anılmaktadır. kendimize bakalım birde ebu hayseme’ye (r.a.)

Helak olmaktan son anda kurtulan sahabe düşünebiliyor musunuz? Oysa sahabeler Peygamber efendimizin (s.a.v) en yakınında olanlardır. Bu kadar yakınken nasıl olurda helak olabilme ihtimali olur? Peki biz bu işin neresindeyiz? Hem de Ahir zamanın içindeyiz.

O, Medineli olup Hazrec kabilesine mensubtur. Künyesiyle meşhur olduğu için asıl adını tesbit etmekte güçlük çekilmektedir. Muhtelif kaynaklarda Abdullah ibni Hayseme ve Sa‘d ibni Hayseme diye geçmektedir. Fakat onun meşhur adı, Ebû Hayseme Mâlik ibni Kays ibni Hayseme el-Ensârî radıyallahu anh olarak nakledilmektedir.

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Ebû Hayseme’nin sefere katılmamasına çok üzülmüştü. Uzaktan birilerinin geldiği kendisine haber verilince onun Ebû Hayseme olmasını temenni etti ve ona duyduğu muhabbeti şöyle dile getirdi:

Sahabeler (Ashâb)

Tem.01

Şevval Ayı Oruçları

Merhaba Ramazandan sonra Şevval ayında tuttuğumuz altı gün oruçların ciddi öneminden bahsedeceğim.

“Ramazan orucuyla Şevvalde de 6 gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş sayılır.” [İbni Mace – Hadis]

“Ramazandan sonra Şevval ayında da 6 gün oruç tutan, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur.”[Taberanî – Hadis]

“Ramazan ayı orucu on aya, ramazandan sonra tutulan 6 gün oruç da iki aya mukabil olur ki, böylece bir yıl oruç tutma sevabına kavuşulur.” [İbni Huzeyme – Hadis]

Bu yazının yazıldığı tarihe göre şuan şevval ayındayız. Hatta iki haftamız var. Anlatmaya gerek yok. Görüyorsunuz.

Bâtınî İlimler

Haz.21

Abdulmetin Balkanlıoğlu Hakk’a yürüdü

Güleryüzlü, samimi, karşısındakine değer verdiği her halinden belli olan güzel insan Abdulmetin Balkanlıoğlu vefat etti. Hakk’ın rahmetine kavuştu. Ona gitti.

Geriye sadece ailesini değil tüm sevenlerinin içine hüzün bırakarak gitti. Sohbetleri tatlı, insana tesir ederdi. Umreye gitmişti bayramıda orada geçirdi. döndüğünde bir program için gittiği Topkapı Eresin Otel’in lobisinde fenalaştı. Çapa Tıp Fakültesi’ne kaldırıldı. Ve Hakk’a yürüdü.

Hakk'a Yürüyenler

Haz.14

Tesbih namazı nedir ve nasıl kılınır?

Merhaba önce hadisi şerifi okuyalım.

İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) ve Ebu Râfi (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Abbâs İbnu Abdilmuttalib (radıyallahu anh)’e dediler ki:

“Ey Abbâs, ey amcacığım! Sana bir iyilik yapmayayım mı? Sana bağışta bulunmayayım mı? Sana ikram etmeyeyim mi? Sana on haslet(in hatırlatmasını) yapmayayım mı? Eğer sen bunu yaparsan, Allah senin bütün günahlarını önceki -sonraki, eskisi yenisi, hatâen yapılanı kasden yapılanı, küçüğünü büyüğünü, gizlisini alenîsini- yâni hepsini affeder. Bu on haslet şunlardır: Dört rek’at namaz kılarsın, her bir rek’atte Fâtiha sûresi ve bir sûre okursun. Birinci rek’atte kıraati tamamladın mı, ayakta olduğun halde on beş kere ‘Subhanallahi velhamdülillahi ve lâilahe illallahu vallahu ekber.‘ diyeceksin. Sonra rükû yapıp, rükûda iken aynı kelimeleri on kere söyleyeceksin, sonra başını rükûdan kaldıracaksın, aynı şeyleri onar kere söyleyeceksin. Sonra secde edip, secdede iken onları onar kere söyleyeceksin. Sonra başını secdeden kaldıracaksın, onları onar kere söyleyeceksin. Sonra tekrar secde edip aynı şeyleri onar kere söyleyeceksin. Sonra başını kaldırır, bunları on kere daha söylersin. Böylece her bir rek’atte bunları yetmiş beş defa söylemiş olursun.”

“Aynı şeyleri dört rek’atte yaparsın. Dilersen bu namazı her gün bir kere kıl. Her gün yapamazsan haftada bir kere yap, haftada yapamazsan her ayda bir kere yap. Ayda olmazsa yılda bir kere yap. Yılda da yapamazsan hiç olsun ömründe bir kere yap.

[Ebu Dâvud, Salât 303, (1297, 1299); Tirmizî, Salât 350, (482); İbnu Mâce, İkamet 190, (1386, 1387).]

3 kaynaktada geçmektedir. Hepsi yakın tarihlerde yaşamışlardır. Dört rekatlık nafile namazdır. Kerahat vakitleri hariç diğer zamanlar kılınabilir. Cemaatle kılınabildiği gibi tekde kılınabilir. Peki nasıl kılınır?

Bâtınî İlimler

May.27

Günümüz teravih namazları

Ramazanın bereketinde mükemmel bir duygu kaplar yüreğimizi. Oruç ayrı güzel, namaz ayrı güzel, kuran ayrı güzel, zikir ayrı güzel, ne yaparsak yapalım güzel olan her ibadet ayrı güzel ve tat verici.

Fakat camiilerimizde her geçen yıl teravih süreleri azalıyor. çok hızlı kılınıyor. ben daha Allahümme salli okurken ayağa kalkıyor, rabbenaya geçmeden selam verilmiş oluyor. Oldumu hocam? Bereketi ve tadı azalıyor kanaatindeyim.

Bâtınî İlimler

May.13

Devletin Ahvali

Bir devletin çöküşü, bir milletin çöküşü iledir. Yeni bir devletin başlangıcı ile bir milletin çöküşünü engelleyemeyiz. Devletler milletler bütünüdür. Devletler parçacığı milletlerdir.

Nasıl Osmanlı vaktince büyüyüp milletleri içine aldıysa, o vakit parçalanıpda bir takım milletleri kendi bünyesinden ayırmak zorunda bırakılmıştır.

Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır. (Hucurat:13)

Evet Rabbimiz burada küçükten büyüğe doğru sıralamış. Ona karşı gelmekten sakınmak için insanlara birşeyler öğretilmesi lazım gelir. Bu görevi her bir fert yapabileceği gibi aslen Alimler yapar. Milletlerin dirilişi Fethin habercisidir.

Bâtınî İlimler,Zâhirî İlimler